GERÇEK OSMANLI TORUNLARI VE OSMANLI TORUNUYUZ DİYE ÖVÜNEN ÇOMARLARIN AHMAKLIĞI
Popüler tarih okumalarında karşılaştığımız tezviratlardan bir tanesi
Osmanoğlu ailesinin adeta birer IŞİD militanı gibi yaşadığı varsayımı.
Gerçeklikten tamamen kopmuş bu mitolojik anlatıya göre Osmanlı
Padişahları ve aileleri her türlü dünya nimetinden uzak bir şekilde
yaşıyor, cinselliğe kata bulaşmıyor, içki içmiyor, seküler yaşam
biçimlerinin tümünden alabildiğine kaçıyor. Öyle bir portre çıkıyor ki
Osmanlı sülalesi İbn-i Teymiyye'nin itikadına göre selefi gibi yaşarken,
birden "Cumhuriyet" diye bir bela geliyor, bütün itikadı yok ediyor,
Halife Sultan ve ailesini memleketten kovuyor, başımıza türlü belalar
getiriyor. Elbette hiçbir veri ile desteklenmesi mümkün olmayan bu
mitolojik tarih okumasının tarihsel bir tarafı yok. İdeolojik bir bakış
açısıyla kurgulanmış bu tarih anlatısı "İslam diniyle yönetilen bir
Türkiye" talebini Osmanoğlu ailesi örneği üzerinden vererek, kurduğu
karşıtlıkla mevcuda karşı bir tutum almaya çalışıyor. Gerçek nedir? Bazı
fotoğraflarla göstermeye çalıştık.
1. Sultan Vahdettin'in El Yazısı Notaları
Sultan Vahdettin de büsbütün dünyadan kopuk, sanattan uzak, kuru bir
insan değildi. Bir çok Osmanlı şehzadesi ve padişahı gibi sanatla
ilgilendi. Yukarıdaki notalar 1914 tarihli "Vahdedine effendi" olarak
imzalı. Merak edenler için, kapak sayfasındaki harflerde "latin
alfabesi" kullanılmış ve Fransız dilinde yazılar yazılmış.
2. Sultan Vahdettin'in 3. eşi Müveddet Kadınefendi
Babası Kato Davut bey, Annesi Ayşe Hanım'dır. 24 Nisan 1911 tarihinde
Sultan Vahdettin ile evlendi. 1912 yılında Şehzade Mehmed Ertuğrul
Efendi'yi doğurmuştur. San Remo'da Vahdettin'e eşlik etti. 1929 yılında
Vahdettin'in vefatından sonra İskenderiye'ye yerleşerek burada bir evlilik
daha yaptı. 1948 yılında Türkiye'ye döndü. 1950 yılında Çengelköy'de
vefat etti. Zarif ve şık bir hanımefendi olarak biliniyordu.
3. Halife Abdülmecid'in "Haremde Goethe" Çalışması
Halife Abdülmecid, Sultan Abdülaziz'in oğludur. Resimle ilgilendi,
yabancı dil öğrendi. 1929 yılında "veliaht" olan Abdülmecid, 1910
yılında şehzadeliği sırasında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin
fahri başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Abdülmecid'in eserleri
"duygulu" ve "gerçekçi" olarak tanımlanır. "Haremde Goethe" isimli
tablosu 1918 yılında Viyana'da sergilendi.
4. Halife Abdülmecid Kızı Prenses Dürrüşehvar Sultan ve Damadı Prens Nawab Azam Şah İle Birlikte
Fotoğraf 1931 yılında Fransa'da
çekildi. Son Halife'nin kızının elbisesini din-i İslam'a aykırı
bulmadığı gözüküyor. Ayrıca kendisinin şıklığı da çağdaş daireye
gösterdiği adaptasyonun ipuçlarını veriyor. Yazdığı 35 sayfalık bir
makalede Osmanlı Padişahlarını tahlil etmiş, İkinci Bayezid'in içkiye
düşkünlüğü yüzünden sefil, İkinci Selim'in "sefih bir sarhoş" olduğunu
ifade etmiştir. Abdülmecid Üçüncü Murad ve Üçüncü Mehmed'den "Osmanlı
Devleti'nin amansız cellâdı" olarak bahsederken, Dördüncü Murad için
ise "geleceğin en büyük hükümdarı olmaya namzet iken içtiği rakının
kurbanı olmuş; devletin talihini ve geleceğini İbrahim gibi akıl noksanı
ve anlayıştan mahrum bir şahsa terkederek dünyadan çekilmişti"
demektedir. Üçüncü Ahmed'in sefahat tarafından ele geçirildiğini
söyleyen Halife, Sultan Abdülmecid'in "içki müptelalığı yüzünden
hayatını kaybettiğini" belirtecektir.
5. Ulviye Sultan ve Kocası İsmail Hakkı bey Göksu Kasrının Bahçesinde Eğleniyorlar
Ulviye Sultan, son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in büyük kızıdır. Fotoğraf
1920 yılında çekildi. Sayın Cumhur reisimiz duymasın, kızlı- erkekli
bir eğlence ortamı olduğu gözüküyor.
6. Ömer Faruk Efendi ile Sabiha Sultan İlk Evlatları Neslişah Sultan İle Birlikte
Son Osmanlı Halifesi Abdülmecid'in oğlu ve Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in damadıdır. 1919 - 1924 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığını da yapmıştır. Mekteb-i Sultani'de okudu. Almanya'da
Potsdam Askeri Akademisi'ni bitirdi. I. Dünya Savaşı'nda Verdun
Cephesi'nde bulundu. 1969 yılında Kahire'de vefat etti. Neslişah Sultan,
Hanzade Sultan ve Necla Sultan'ın babasıdır.
7. Sultan Vahdettin'in Kızı Sabiha Sultan
Rukiye Sabiha Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in kızı, son Osmanlı
Halifesi Abdülmecid Efendi'nin gelinidir. 1894 yılında dünyaya
geldi. Genç kızlığı sırasında İran
Şahı Ahmet Şah Kaçar ve Çanakkale Savaşı kahramanı Mustafa Kemal Paşa
kendisiyle evlenmek için talip oldular. Sabiha Sultan, son halife Halife
Abdülmecit Efendi’nin oğlu olan kuzeni Ömer Faruk Efendi ile evlendi ve
Neslişah, Hanzade, Necla adında 3 kızları oldu. 1949 yılında Ömer Faruk
Efendi'den boşanan Sabiha Sultan, 1971 yılında hayatını kaybetmiştir.
8. Ömer Faruk Efendi ve Sabiha Sultan
Sürgün yıllarında çekilen bu fotoğrafta Ömer Faruk Efendi, Sabiha Sultan ile birlikte görülüyor.
9. Neslişah Sultan
1921 doğumlu Neslişah Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecid'in torunudur. Mısır Kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim ile evlenmiştir. Sürgüne gittiğinde 3 yaşındaydı. Fransa'da
eğitim gördü. Fransızca, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 1963 yılında
Türkiye'ye dönen Neslişah Sultan, 2012 yılında hayatını kaybetti. Kayak,
yüzme ve bilhassa binicilikteki mahareti uzun yıllar konuşulmuştur.
10. Hanzade Sultan ve Kızı Prenses Fazile
1923 yılında doğan Hanzade Sultan, son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin ve son halife Abdülmecit Efendi’nin torunudur. Mısır
Hanedanı mensuplarından Mehmet Ali İbrahim ile evlenen Sultan, dünya
sosyetesinin en güzel kadınlarından birisi olarak ün yapmıştır.
Fotoğrafta kızı Prenses Fazile ile birlikte.
11. Hanedan Üyeleri Fransa'da
Fotoğraf Nice'in Promenade Anglais kıyı boyunda çekildi. Hanedan üyeleri birlikte olmanın keyfini çıkartıyor.
12. Ali Vasıb Efendi eşleri Mukbile Sultan'la
Ali Vâsıb Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesi ve hanedan reisidir. Padişah V.
Murad'ın torunu Şehzade Ahmed Nihad Osmanoğlu Efendi'nin oğludur. Annesi
Safiru Hanımefendi'dir. Galatasaray
Lisesi’nde (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu’nda (Mekteb-i Askeri)
okudu. Saltanatın lağvı ve hanedan üyelerinin 1924’te sürgüne
gönderilmesi üzerine ailesiyle birlikte yurtdışına çıktı. 10 yıl kadar Fransa’da yaşadı. 1983 yılında İskenderiye'de vefat etmiştir.
13. Sultan V. Murad ve Sultan II. Abdülhamid'in Torunları Bir Arada
Fotoğrafta ortada bulunan Ali Vasıb Efendi. Hanedan üyeleri birlikte fotoğraf çektiriyorlar.
14. Sultan Reşad'ın torunlarından Lütfiye Sultan ve Nazım efendi
Osmanlı torunlarının şıklığı ve yakışıklılıkları hakkında uzun uzadıya
konuşmaya gerek yok. Çok zor şartlar altında bile tarzları ile köklü bir
hanedanın üyesi olduklarını gösteriyorlar.
15. Mihrimah Sultan
Osmanlı padişahı Sultan Reşad'ın torunu olan Mihrimah Sultan, hanedanın
‘yeşil gözlü prensesi’ olarak tanınırdı. 1923'te babası Şehzade
Ziyaeddin Efendi'nin Çamlıca'daki köşkünde doğmuş, bir yaşındayken,
hanedanın bütün mensuplarıyla beraber, Türkiye'den sürgüne
gönderilmişti. Ailesiyle beraber Lübnan'a, oradan da Mısır'a
giden genç prensese, 1940'lı yıllarda soylu bir talip çıktı: O devir
Ürdün'ün kralı Abdullah'ın oğlu Prens Naif. Nikáhları Amman'da kıyılan
çift, orada yaşamaya devam etti. Kral Abdullah'ın Kudüs'te bir suikastta
can vermesinden sonra, Ürdün tahtına büyük oğlu Tallal geçti ve
Mihrimah Sultan'ın eşi Prens Naif, kısa bir süre için Ürdün veliahtı
oldu, Sultan da Ürdün'ün ‘iki numaralı hanımefendisi’ konumuna
geldi. Ancak Kral Tallal'ın ‘akli dengesini kaybettiği’ gerekçesiyle
tahttan indirilip, İstanbul'a
getirilerek Ortaköy'deki Şifa Yurdu'na kapatılması üzerine Ürdün'de
bütün taht dengeleri değişti. Mihrimah Sultan'ın tahta davet edilen eşi
Prens Naif, ‘Siyaseti sevmiyorum’ diyerek krallığı reddedince, Tallal'ın
küçük oğlu Hüseyin, Ürdün tahtına geçti. Prens Naif ve eşi Mihrimah
Sultan ise Amman'da ‘kraliyet ailesinin en kıdemli mensupları’ olarak
yaşamaya devam ettiler.
16. Osman Osmanoğlu ve Ailesi
Osman Selahaddin Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesidir. Ali Vâsıb Osmanoğlu'nun oğludur. İngiltere’de yaşayan Osmanoğlu, İstanbul’da bir ev aldı. TRT için hazırlanan ’Osmanlı Hanedan Ailesi’ belgeseline danışmanlık yaptılar.
17. Osman Osmanoğlu Kızı Ayşe ve Torunlarıyla
Arkada yer alan portredeki Padişah, "Tanzimatçi" ve "Gazi" olarak
bilinen Abdülmecid'dir. 1839'dan 1861'e kadar hükmetti. 3 Kasım 1839'da
Osmanlı demokratikleşmesinin ilk adımı olan (Gülhane Hatt-ı Şerif-î)
Tanzimât Fermânı’nı yayımladı, 18 Şubat 1856'da (Islâhat Hatt-ı
Hümâyûn-u) Islâhat Fermânı’nı ilân etti.
18. Osmanlı Torunları Bodrumda
Yaz aylarını Bodrum
Yalıkavak'taki villasında geçiren 3 çocuk 7 torun sahibi Osman
Selaheddin Osmanoğlu için kızı Ayşe Gülnev Sutton 2003 yılında bir parti
düzenledi. Partiye ailenin Suriye, İngiltere, Mısır ve Ürdün'de yaşayan 19 üyesi katıldı. Kutlama sırasında jandarma, villanın çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı.
19. Son Jenerasyon Osmanlılar
Fotoğrafta yer alanlar, Osman Selahattin Osmanoğlu'nun kızı Ayşe Gülnev
Osmanoğlu'nın çocukları, son jenerasyon Osmanlılar. Soldan sağa, Prens
Lysander Cengiz, Prenses Tatyana Aliye, Prens Maximillian Ali, Prens
Ferdinand Ziya ve Prens Cosmo Tarık. Hepsini sevgiyle selamlıyoruz.
Son Söz
20. yüzyılın başında da, daha öncesinde de Osmanlı Hanedanı
anlatıldığı gibi adeta Selefi bir İslam inancıyla yaşayan bir aile hiç
olmadı. Son Halife Abdülmecid'in dediği gibi içki içenler olduğu gibi,
Osmanlı ailesi içinde sanatın her dalıyla ilgili, tarih ve kültürel
zevkleri gelişkin bir çok kişi bulunmaktaydı. Fatih Sultan Mehmet 19
yaşında 4 dil biliyordu. Yunanca, Arapça, Farsça ve Sırpçayı kusursuz
şekilde konuşuyordu. "Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana /
Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana" (Sevgili!) İçimdeki dertler
ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli
sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu) dizelerinde ifade ettiği gibi romantik bir gönlü de vardı. Avni mahlasıyla bir çok şiir yazdı. Kanuni "Muhibbi" lakabı ile aşk
şiirleri kaleme alırken, Dördüncü Murad'ın lakabı "Muradi" idi. Şah
Murad mahlasıyla 15'e yakın saz ve söz bestesi bulunmaktadır. Üçüncü
Selim Türk musikisinin en büyük bestekârlarından birisiydi. Ney üfleyip,
tambur çalan bir padişahtı. Sultan Abdülaziz ney ve lavta çalardı, son
Osmanlı Padişahı Vahdettin piyanistti, Sultan 3. Mehmet kaşık ustasıydı,
2. Abdülhamid kakma ve süsleme sanatıyla ilgiliydi.
Bugün bu
niteliklere sahip olmak "monşerlik" diye aşağılanırken, bir çoğu hiçbir
komplekse kapılmadan batı dillerini öğrendiler, sanatla ve zanaatin
değişik kollarıyla haşır neşir oldular. Sherlock Holmes çevirileri
yaptıran 2. Abdülhamid, Fatih Sultan Mehmet'in bir rönesans aydını gibi
bir çok eseri bir çok farklı dilde okumasından çok uzak değildir.
Hanedanın sürgündeki üyeleri de bu gelenekleri devam ettirmeye
çalıştılar. Çelebiliği bırakıp kabadayı, nezaketi bırakıp küfürbaz,
zerafeti bırakıp hodbin olmadılar. Basbayağı değersizleşmeye karşı
çıkmak için çok sebebimiz var.
Bonus // Vahdettin: Mustafa Kemal Paşa büyük bir Türk askeridir.
Yılmaz Çetiner'in "Son Padişah Vahdettin"
kitabında Sultan Vahdettin'in torunu Hümeyra Özbaş'tan nakille ilginç
bir hikaye anlatır. Saltanat kaldırılmış, Vahdettin ülkeden sürülmüştür.
San Remo'da bir gün, köşkün bahçesinde dayısı Ertuğrul ile beraber oyun
oynayan Hümeyra İstanbul'dan
hatırladığı bir şarkıyı söylemeye başlar. "Yaşa Mustafa Kemal Paşa
Yaşa, adın yazılacak mücevher taşa.." Şarkıyı duyan kalfası hemen
müdahale eder. Gerisini Çetiner şöyle anlatıyor:
"-Hanım Sultanım, dedi, çok yaşa, çok yaşa değil! Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa diyeceksin. Yoksa Şah dedeniz kızar!
Hümeyra
da aynı şarkıyı bu sefer "Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa" diye söylemeye
başlayınca... Köşkün içinde telaşla, ağalar çocukların yanına koşuştu ve
korkuyla,
- Efendimiz, söyledğiniz bu şarkıya, bu sözlere çok kızdı! Hemen sizi görmek istiyor!..
Hümeyra ile Ertuğrul titrediler.. Ne olmuş ki? Kalfa kadın öğretmiş, o da şarkıyı Şah babasının istediği şekilde söylemişti!
Sultan Vahdettin hiddet içindeydi.
- Kim öğretti sana bu şarkıyı! dedi.
Hümeyra omuzlarını kaldırdı:
- Bilmem İstanbul'da öğrenmiştim...
Vahdettin sesini alçalttı, bu kez,
- Peki başında "Çok yaşa çok yaşa Mustafa Kemal Paşa" derken niçin "Kahrolsun" diye değiştirdin?
- Kalfa kadın böyle söyledi! Yaşa dersen şah deden kızar, kahrolsun dersen memnun olur dedi..
Vahdettin torunu ve oğluna şunları söyledi:
- Mustafa
Kemal Paşa büyük bir Türk askeridir.. Ülkemizden düşmanları kovmuştur..
Böyle bir paşaya kahrolsun diyemezsiniz! Bunu size öğreten aptal ve
cahil kadınlar.. Bir daha ağzınızdan böyle bir söz duymayayım!"
5 fotoğraftaki saray erkanı olduğu yazılan erkeklerin kıyafetleri hiçte 1920lere benzemiyor bu tür fitneleri avrupanın çomar cinsi köpekleri hazırlar
YanıtlaSil