20 Ekim 2013 Pazar

Kapitalizm ve Komünizm Paradoksu, Seçeneksizlik


Selam ciğersizler,
Arkadaşlarla konuşurken kafam esti yazayım dedim.
Hayatınıza bir bakın,
Siyasi mücadelelerin ve fikir adamlarının en sivrildiği yerde 2 tane etmen var. Biri komünizm, diğeri kapitalizm... Ya da günümüzdeki elitlerin deyimiyle Liberalimz ve sosyalizm...
Bu dört kavram arasında pek bir fark yok
Kapitalizmin entelcesi liberalizmdir,
Komünizmin entelcesi de sosyalizmdir... Günümüzde de daha çok 2. söylenişleri kullanılır...

Önce şunu bir kavra...
İnsanlar bir toplumda yaşar
Biz bir toplumda yaşıyoruz
Sen bir toplumda yaşıyorsun.
Dolayısıyla senin karakterine toplumun büyük bir etkisi var, yani toplumu yönlendiren kişiler doğal olarak seni de yönlendiriyor...
   
Tamam şimdi ısınma turları bitti, yavaş yavaş hızlanıyoruz ciğerler...

Bu düzende senin düşüncelerinin yargılanmasına sebep olan iki ana akım vardır. Birincisi Sosyalizm (Komün sistem), ikincisi ise Liberalizm(Kapital sistem)

Lisede, üniversitede ve hayatın diğer yerlerinde bu iki akım yüzünden insanlar birbirlerini yerler, kavga ederler, kendi kendilerini etiketlerler... Peki bu iki akımdan başka bir seçenek yok mu? Dünyada yaşayan insanlar mutlaka bu ikisinden birini mi seçmek zorunda?

Aynen öyle cancazım, düzen gereği bu böyle... İnsanlar siz istemesenizde size bu iki kılıftan birini giydirirler ve ona göre yargılarlar... Tıpkı sağcı solcu kavramları gibi, ki bu kavramlar da bu iki akımdan türüyor...

Şimdi kapitalizm nedir, ondan bahsedelim...
Kapitalizm mordern çağda liberalizm olarak bilinen, sözde kişinin hürriyetini ön plana çıkaran sistemdir. Eğer tanımına bakacak olursanız, bu sistemde ne kadar çok çalışırsan, o kadar çok kazanırsın... Yani hak edenin hakkını aldığı bir sistem...
Tabi yersen...
Zira şöyle bir durum var.
Bir fabrikatör düşünün, ki çevremde bir çok tanıdığım var.
Adamın sandalyede oturmaktan keyif yapmaktan götündeki kıllar büzülür...
Bir de işçi düşünün,
Sabah akşam götünü yırtan, patronuna mal yetştirmeye çalışan bir işçi...

Patron ailesinden kalan mirası ile işyeri açtığından kendini bir bok sanar, işçi ise kaderin onu fakir aileye mensup etmesi yüzünden kendini yerin dibinde görür, patronun taşağını yalamakla meşguldür... Onun emirlerine uymakla mükelleftir... Kısacası işçiler, yanlış ailede olduğundan veya uyanık olmadığından, devamlı iş veren tarafından düzülür, delik deşik edilir...

Kapitalizmin tanımında her ne kadar çok çalışan çok kazanır dese de, çalışmaktan canı çıkan işçi, onun emeğini satan patrondan kat kat daha az para kazanır...

Biri evine geldiğinde köfteler ve kızartmalarla karşılaşır, diğeri sıcak bir çorbayı bile bulamaz...
Biri oğluna her ay yeni bir araba alır, diğeri oğlunun aylık dershane taksidini dahi ödeyemez...

İşçi her zaman çok emek verir, çok azar yer, çok mal üretir, ama bunun yanı sıra az para kazanır...
Patron ise her zaman az emek verir, az mal üretir, çok para kazanır... Kapitalizm işte budur... Kapitalizm sınıf ayrılığıdır... Güçlünün güçsüzü kullanmasıdır... Güçsüzün güçlüye kendini kullandırtmasıdır... Kısacası kapitalizm orospu çocukluğudur...

Ve kapitalizmin olduğu bir ülkede, iyilik diye bir şey yoktur... Suçların önüne geçilemez, dürüstlük yoktur... Helal para yoktur... Rahat yaşam çok azdır... Ve en önemlisi önüne geçilemeyen bir sınıf ayrılığı vardır. Bu, toplumun her kesiminde görülür...

Peki komünizm nasıldır dostlar? Buna bir bakalım...
Komünizmde herkes eşittir, ki bir diğer adı sosyalizmdir ve halkçılık anlamına gelir...
Sosyalizmin tanımına göre kapitalizm it oğlu ittir. Ve sosyalist sistem Kapitalizmin tam zıttı şeyleri söyler...
Sınıf ayrılıkları yoktur, herkes eşittir, vs. vs.

Yani sosyalizm, kapitalizmi itin götüne sokarcasına aşağılar... Ve günümüzde insancıl davranan kişiler de, görüş olarak sosyalizmi benimser... Genelde entel olanlar ve çok kitap okuyanlar, bir bok biliyormuş gibi ben sosyalistim diye ortalarda dolanır... Halbuki 300 liralık kot giyen de kendisidir, 250 liralık ayakkabıyla gezen de... Yani bu kişiler aslında tam bir sosyalisttir. Zira hep halkı düşünürler, hep insanları düşünürler... Ve zaten onları sosyalist yapan da budur... Bu kişiler sadece düşünür, icraate gelince bir bok yapmazlar... Ve genel olarak fakir kesimden çok küfür yerler, "zengin piçi" olarak anılırlar ehehe

Ha zengin olup da piç olmayan dostlarımız da var, onların yeri ayrı ehehhe
Zira o kişiler babasının mirasıyla çevresine hava atmaz, nasıl bir bokluğun içinde yaşadığının farkındadır. Ve o kişiler ara ara fakirlere de yardım eder...
İşte o kişiler alnından öpülmeliktir. Sağduyulu kişilerdir...

Sosyalizmin temelinde şiddet yatar, bunu anlamak için sosyalizmi uygulayan devletlere bakmak yeterlidir... Sosyalizmde fikirlerin özgürlüğü yoktur, dinlerin özgürlüğü yoktur.
Sosyalizmin ele aldığı temel Hümanizmdir, yani insan sevgisidir. Ama bu sevginin içine asla Tanrı giremez, Tanrıya yer yoktur... Dolayısıyla sosyalizm adı üstünde insanı ele alır, ama tek tip bir insanı...
Kendine karşı çıkan insanları asla hoşgörmez...
Sosyalizmde zorbalık vardır...
Adalet değil, eşitlik vardır... Eşitlik ise en saçma şeydir... Bu statü altından binlerce insanın emeğine el koymak sosyalizme has bir yetkidir...
Sosyalizmin tanımında her ne kadar sınıf ayrılıkları yoktur dense de, uygulanan örneklerde bu ayrımlar çok net görülmüştür.
İlk bakışta kapitalizme sokup sokuşturan sosyalizm onun getirdiği düzeni devam ettirici niteliğindedir, ve açıkçası ikisi de aynı yolun yolcularıdır... Zira bu akımları ortaya çıkaran aileler aynı ailelerdir...

Şimdi bir düşünün, bu akımları kimler ortaya çıkardı?
Arkalarında kimler var?

Kapitalizm herkesi sömüren bir düzen, yüz yıllardır insanlığın kanını emen, parayı herkesten üstün tutan bir sistem... Ve kapitalizm akımını çıkaran kişiler bir kaç Yahudi Bankerden başkası değildir... Bu bankerlerin en tanınanı, kökü Merovenj hanedanına dayanan Rothschild ailesidir... Rothschild ailesi siyonizmi dünyaya yaymak isteyen soylu bir ailedir... Ve bu aile için "para" yalnızca bir araçtır... Zira bu ailenin zenginliği hiçbir zaman parayla ölçülür cinsten olmamıştır.

İlk çıktığı yıllarda halkın cahil olması nedeniyle bütün dünya bu sisteme mahçup olmuştur. Krallıklardan bile güçlü bir sistem ortaya çıkmıştır... Daha sonra ezilen işçilerin ve yapılan zulümlerin arkası kesilmeyince, yavaş yavaş halklar bu sisteme karşı ayaklanmaya başlamışlardır...
İşte tam da bu sırada Komünizm ortaya atılmıştır...
Kapitalizm karşıtlarını tek bir çatıda toplamak ve kontrol altına almak isteyen bir zümre, komünizm akımını bir kaç Yahudi fikir adamı sayesinde dünyaya yaymıştır... Bu ünlü komünist Yahudilerin arasında Karl Marks da gelmekte...

Yahudilik sanılanın aksine çok geniş çaplı bir dindir, bir insana YAHUDİ diyip geçemezsiniz zira... Çünkü uygulama olarak çok fazla geniş alana yayılan Yahudilik, Eski Mısır ezoterizmi de dahil olmak üzere bir çok eski çağ öğretisini içinde barındırır... Örneğin Marks'ın gerçekleştirdiği atılımların tamamı Yahudilikteki Altın Çağ kavramına uydurularak, birilerinin kontrolünde gerçekleşmiştir... 


  Kapitalizm bir fikir akımıdır. Ve ne tesadüftür ki siyonizmin temeliyle birebir örtüşmektedir. Örneğin kapitalizmin varolduğu bir dünyada her şey kapitalizm içindir... Komünizm dahi kapitalizm için vardır. Felsefede tez-antitez-sentez olarak gördüğünüz diyalektiği ortaya atanlar, bir tez olan kapitalizme antitez olarak komünizmi uygun görmüşler, küreselleşme olgusunu da sentez olarak belirlemişlerdir... Komünizmin öncüsü Karl Marks'ın Yahudi kökenli olduğu ve Musevi bir aileden geldiği her kaynakta belirtilir ki bunu kendi de söylemiştir. Aynı zamanda yüksek dereceli bir mason olan Marks, Das Kapitali yayımlarken bizzat elit, Yahudi ailelerden destek almıştır...


Şimdi bir düşün sevgili ciğersiz, şu dünyayı kendine bahşedilmiş olarak gören, Hitleri gün yüzüne çıkararak onlarca barış yanlısı Yahudiyi katleden kişiler, Marks gerçekten kapitalizmin karşısında olsaydı, onu bir dakika yaşatırlar mıydı? Bir Yahudi yüksek bir yere gelmiş ve hala yaşıyorsa, örneğin Marks gibi, mutlaka siyonizme öncülük etmiş, katkı sağlamıştır. Aksi halde o adamı Yahudi de olsa yaşatmazlar. Dünyayı yönlendiren Rockefeller ve Rothschild ailesi çıkar çatışması yüzünden kendi içinde bir çok cinayet işlemiştir... 11 Eylül gerçeğini insanlara duyurmaya çalışan Aron Russo bunun en güzel örneğidir ki kendisi Rockefeller ailesinin en yakın dostu olmasına rağmen yine aynı aile tarafından ajanlarca zehirletilmiştir... Bir başka örnek verecek olursak Rothschild ailesinin barış yanlı üyesi bayan Elisabeth de Rothschild, Hitlerin toplama kampında ölümle baş başa bırakılmıştır... 

Bu adamlar siyonizm uğruna kendi kardeşlerine bile kıymaktalar. Sence Karl Marks kapitalizme ve onun kurucusu olan Yahudi atalarına karşı çıksaydı, bir gün rahat nefes alıp verebilir miydi? 

Komünizm bizzat Yahudilerce, Yahudi çıkarları uğruna oluşturulmuş bir sistemdir. 

Yüzlerce yıl önce Yahudi bankerlerce ortaya çıkarılan kapitalizm akımına insanlığın bir tepkisi elbette olacaktı. Böyle adaletsiz ve sömürge anlayışıyla işleyen kapitalizm, elbet bir gün isyanlara yol açacak ve bankerlerin işi zorlaşacaktı. Bu mantığı biz nasıl yürütüyorsak onlar da yürütmüştü elbet... Bu yüzden kapitalizme alternatif olarak komünizmi  çıkardılar. Ki bu sayede insanlar kapital sisteme karşı çıksa bile, komünizme ya da onun yumuşatılmış hali olan sosyalizme merak salacak, bu sistemi sahipleneceklerdi. Hal böyle olunca kapitalizmle savaştığını sanan sosyalistler, kapitalizmin arkasındaki ana nedeni göremeyecekler, Yahudi bankerler ve siyonizm yine kamufle edilecekti. Ve öyle de oldu... Komünist hareket bu dünyayı ve insanları, Yahudi bankerlere daha bağımlı hale getirdi... 

Durum aynen budur... "Ransom Eli Olds", "Henr Ford", "J.D. Rockefeller", "J.P.Morgan" gibi saygın milyarderler 1900'lerin başında bir toplantı yaptılar, bu toplantıdan sonra alınan kararlar ile kapitalizmin dünyaya resmen kök saldığını ve asla silinmeyeceğini açıkladılar... Yani sizin anlayacağınız bu kokoş dayılar, bundan yüz yıl önce sağlam bir işe kalkıştılar, yeni bir düzen oluşturdular... Paranın egemen olduğu boktan bir dünya yarattılar... Ve bunun sonucunda kim kapitalizmin karşısında durmak istiyorsa, mecburen komün sisteme yöneldi, böyle bilindiği için, insanlar böyle davrandı... Halbuki bu bir kurguydu, oyundu...
Dünyanın efendileri sana iki yol sunuyor, üçüncü bir hak tanımıyor...
Yani üstadım, bu dünyada sana SEÇENEKSİZLİĞİ sunuyorlar... Tıpkı ABD'nin seçimleri gibi...
Bir düşünsene lan, seçime giden iki parti var, demokratlar ve cumhuriyetçiler... Ve eğer sen rakip partiyi de kendi adamlarınla donatırsan kim kazanırsa kazansın başa geleceksin demektir, halk sadece kendine verilen senaryoyu oynayacak, kazanan hep aynı olacak... Çünkü seçenek yok, halka sunulan her iki yol da işgal edilmiş durumda...


Geçmişte ortaya atılan komün sistemin amacı da buydu...
Alınan radikal kararlardan sonra kapitalizme düşman olan herkes düzen gereği sosyalist rejimi savunmaya başladı, halbuki sosyalist rejimi de aynı aileler ortaya çıkarmıştı, ve bunu bizzat yapılan desteklerle Rusya'da deneyeceklerdi... ABD mason locaları üstadı ve aynı zamanda bir general olan Albert Pike bunu bizzat yıllar öncesinden belirtmişti... Rusya'ya getirilecek olan sistem, kimsenin anlam veremediği tezler üzerine kuruluydu... İnsanların bir şeyleri değiştirme arzusu kullanılarak bir çok devrim yapıldı, bunun ilk örneği Rusya'ydı...
Ki ne kadar gariptir ki Rusya'ya bu sistemin gelmesi için yardım edenler, seksen yıl sonra bu sefer Rusya'dan aynı sistemi silmek isteyecekti... Kendi getirdikleri sistemi, kendileri yok edecekti...
Burada sanki bir deneme yanılma metodu uygulanmış gibi... İnsan öyle algılıyor...

Artık bir yere varacak olursak şu sözlerle bitirelim...
İnsanlar hep kendini dünyanın merkezi olarak görür,
Götü boklu her kişi için bu böyledir, insan az da olsa kendini bir yerlere koyar, bir şeyler başardığını sanar... Ve kendi dünyalarında çırpınıp duran bu insanları yönetmek "elit" diye tabir ettiğimiz küresel çeteler için çok çok kolaydır...
Çünkü var olan düzen insanı sorgulamaya değil, çalışmaya itmektedir... İnsanoğlunun günümüzdeki en büyük sorunu da budur aslında... Sözüm ona kendini bir bok sanan siyasetçiler halkı aydınlatmak konusunda hiç bir harekette bulunmamaktadır... Aksine halk öyle bir konuma gelmiştir ki, yaşam derdi ve para kazanma hırsı, insanın çevresini sorgulamaya vakit yetirememektedir... Sınavlar, iş hayatı, para kazanma gibi arzularımız yüzünden kafamızı hiç bir zaman kaldıramıyoruz, bizi mutlu edecek şeyler ise, tamamen dünyevi şeyler oluyor...

Bu kokuşmuş hayatta bir şeylerin farkına varmak aslında çok basit, ciddiyim lan...
Bunu ben iğne deliğinden bir ip geçirmeye benzetiyorum... Aslında çok basit bir eylem, ama dikkatli olmak gerekiyor, insanın kendisini sorgulaması gerekiyor. Sadece bunu yapmak yeterli... Ama malasef olmuyor, kurulan sistem insanı köle etmiş vaziyette...

Şu insanlara bir baksana lan
hepsinin derdi dünyevi zevkler, dünyevi zenginlikler...
Amacımız artık, çok kazanmak, güzel bir kadın bulmak, zevkli bir hayat sürmek...
Manevi olarak hiçbir amacımız yok...
İnsanlık resmen katledildi...
Artık hep uçlar var, durup düşünen "noluyoz lan nereye gidiyoruz biz" diyen kimse yok...
Samimiyet denilen kavram, güven dediğimiz kavram yok oldu toplumda...
Kimse birbirini siklemiyo lan, ipe almıyo kimse, her yer çıkarcı narşist gavatlarla dolmuş...
Artık dinden minden bahsetmek te bağnazlık oldu, toplum piskolojisi öyle bir ayarlandı ki insanlar Allah kelimesini kullanmaya bile korkar hale geldi... Bunun en büyük sorumlusu elbette medya, başka kim olacağıdı?

Neyse canlar yazı amacından saptı gene anasını satayım, asıl üzerinde durmak istediğim şu:
bir seçeneğimizin olmadığını zorla kabul ettirdiler bize,
Bak mesela az önce yorumlarda birinin mesajına denk geldim...
Adam bana, "Ne yapılabilir ki elimizden bir şey gelmez, bunla yetinmek zorundayız, AKP başta kalsın" diyor
Gerçi adam mı karı mı onu da tam çözemedim anasını satayım ehehe...
Toplumun kafası öyle bir ayarlanmış ki, millet bir seçeneğinin olmadığını çoktan kabullenmiş... Zira her yerde bu böyle... Seçmek senin elinde değil, sen seçmek zorundasın... Sana hep parti isimleri verirler, fikir akımları gösterirler, ve bunları hep seçmek zorundasındır... Çünkü hep böyle eğitirler seni... Bu yüzden eğitim sistemine de koyuyorum...


Şunu kıçımı yaya yaya söyleyebilirim ki okulun bize kattığı zerre kadar bir şey yok... Seçeneksizliğin ilk aşamasını okul aşılar bize...
Okul size ciddi manada bir şey katmaz... Formüller, işlemler, denklemler dışında öğrendiğiniz pek bir şey yoktur okulda...
Okullarda tek tip insan yetiştirme çabası vardır... Mükemmelliyetçi, çalışkan ve itaat eden bir insan...
Okul, var olanı ezberletmeye, dikte etmeye çalışır, sorgulama yeteneğinizi elinizden alır, beyni köreltir...
Size bir hikaye yazın demezler mesela, hikayenin teması ne, bunu sorarlar sana,
Ya da bir formül bulmanın yollarını göstermezler, var olan formüllerin ezberi istenir sadece senden, daha fazlası yoktur...
Üretici ve yaratıcılığı değil, ezberci zihniyeti gün yüzüne çıkarır okul... Bu yüzden okuldan eve gelen öğrencilerin elde ettiği sonuç aynıdır: ödevler, ezberlenecek başlıklar, formüller, yarına yetişmesi gereken sorular... İşte bunun için okullar öğrenci değil, SIĞIR sürüleri mezun ediyor... Böylece sorgulayan bireyler değil, kendine sunulanla yetinen, her gördüğüne inanan EMBESİLLER yetişiyor... Emirlere itaat eden sığır sürüleri...




(kaynak:makyavel)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder